Hi-Fi cihazı üreticileri ile son kullanıcıları arasında köprü rolü oynuyoruz ve durduğumuz bu noktada alıp satma, ya da salt ticaret dışında bir işlevimizin, bir katma değerimizin, bir idealimizin olması gerektiğine inanıyoruz. Yapmaya çalıştığımız şeyleri şöyle sıralayabiliriz:

İyi sesi hedefliyoruz. İyi çalan, canlı performansa çok yaklaşan uyumlu sistemler oluşturmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de kalite/fiyat oranına çok önem veriyoruz. Yapmak istediğimiz şeylerin başında olabildiğince hesaplı fiyatlara "hi-end" sistemler kurabilmek geliyor. Aslında belki bu bir rüya olmanın da çok ötesine geçti çünkü bugüne kadar Timpani'yi ziyaret edenler duydukları seslerle fiyatlarını yan yana koyduklarında bu konuda bir hayli mesafe katetmiş olduğumuza şahit oldular.

Markalar kargaşası içinde bizim bir filtre görevi görmemiz ve kalite/fiyat oranları en yüksek ekipmanları bulup müşterilerimize sunmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu konudaki arayışlarımız hep devam edecek. Hiçbir ekipmanın sesini enine boyuna test etmeden markalarımız arasına katmıyoruz. Öncelikle bizim beğenimizi kazanamamış hiçbir markayı müşterilerimize sunmuyoruz.

İyi sistemlerin doğru sinerjilerle oluşabileceğinin bilincindeyiz ve bu sinerjileri oluşturmaya çalışıyoruz. Hoparlörlerin, kabloların ve her türlü elektronik ekipmanın "yanma" ya da "pişme" sürelerinin olduğunu ve bu süreler dolmadan optimum performanslarına ulaşamayacaklarını biliyoruz. Dinletiye sunduğumuz sistemlerde yer alan ekipmanların yeterince "pişebilmeleri" için onları devamlı şekilde çalıştırıyoruz.

Tabii fiyat gözetmeksizin en uç noktaları hedefleyen odyofilleri de unutmuyoruz. Farklı bütçelere hitab edebilecek ama hepsi de bizden geçer not almış sistemler oluşturmaya çalışıyoruz.

İyi çalan sistemler müzik dinleme şevkini artırır ve müzikle birlikte geçen daha uzun, daha keyfli, daha mutlu süreler anlamına da gelebilir. Bütün bunlardan bizim mutluluk sattığımız çıkarımına varmak ne derece kabul edilebilir bir varsayımdır bilemiyoruz ama yine de düşüncesi fena gelmiyor.