Ana Sayfa


Nasıl Gidilir

info@timpani.com.tr

nuance & fluence

 

 


Burak Meriç beyin
Hegel CDP2A mk2
CD Çalar ile ilgili yazısı


Tanrım; nereden başlasam, nasıl anlatsam, kime teşükkür etsem?.. HEGEL’in kurucusu, başkanı ve bir elektronik gurusu olan Bent Holter’a mı yoksa onu bizle tanıştıran Adnan Arduman’a mı? Coşkumu ne olur mazur görün, 39 yaşındayım ama hayatımda ilk kez böyle bir deneyim yaşıyorum. Onunla müzik dinlemek Nicole Kidman’la birlikte olmaya benziyor! Sesi adeta yıllanmış bir şarap gibi. Megan Fox demedim çünkü o duyguyu herhalde CDP 4A’da yaşayabilirsiniz. Bir cihaz bu kadar mı değiştirir ortamı, bir cihaz bu kadar mı değer katar sisteminize? Bir CD çalar bu kadar mı iyi çalabilir? Neresini anlatsam, nereden başlasam ki? Onunla müzik dinlediğinizin daha birinci saniyesinde yüzünüze hakim olan gülümsemeyi saatlerce silemezseniz şaşırmayın.

Müzik adına güzel her ne varsa onda hepsini bulabilirsiniz. Ses adeta yağ gibi akıp gidiyor. Hem de hiç pişmemiş haliyle. Detay mı? Emin olun, pek çok kaynaktan daha önce hiç bu kadar fazlasını duymamışınızdır. En azından ben, eski CD çalarımdan bu kadar fazlasını duymamıştım. Doğallık mı? Bir bebek kadar masum, doğal ve sıcak. Çalmasıyla birlikte müzik adına ortaya mis gibi bir koku yayılıyor. Onunla müzik dinlemek o kadar lezzetli ki. Bir psychedelic rock şarkısı dinliyorsanız, uzak diyarlara yolculuğa çıkmaya hazır olun! Hem de ekstra bir ‘motivasyona’ ihtiyaç duymadan! Sesi o kadar analog ya da o kadar az dijital ki bu konuda rahatlıkla bir pikapla yarışabilir. Zamanlama mı? “Allah Allah Rush böyle mi çalıyordu ya?” diyorsanız, emin olun yanılmıyorsunuz. Dinlediğiniz tür ne olursa olsun; Tracy Chapman, Dream Theater, Toto, Alan Parsons Projecet, Pink Floyd, Iron Maiden, Metallica, Spyro Gyra, Manhattan Transfer, Duran Duran, A-Ha, Depeche Mode ya da Jose Carreras, Vivaldi, Mozart... CDP 2A hemen hemen hepsinin üstesinden gelmeyi gayet iyi başarıyor.

Dinamizim mi? Bazı şarkılarınızı daha yüksek devirle dinlediğinizi zannediyorsanız, emin olun gaipten sesler duymuyorsunuz. Sahne mi? Bu kadar derin ve sizi sıkı sıkı sarmalayan bir sahneye pek nadir cihazda tanık olabilirsiniz. Evet, kesinlikle müzikte güzel olan her ne varsa, o hepsini o kadar cömertçe size sunuyor ki, daha yarım saat geçmemişken aranızda farklı bir ilişki gelişiyor. Ona bir nevi saygı duymaya başlıyorsunuz. Müzik dinlerken daha önce hiç duymadığınız detaylar yüzünden kendinizi sürekli abuk sabuk sesler çıkarırken, ritim tutarken, şarkıya eşlik ederken buluyorsanız, yine şaşırmayın. Baslar mı? Bu kadar kontrollü ve bu kadar atak olanına zor rastlarsınız. Hatta “hoparlörümün şişman ve tembel basları hiç bu kadar fit olmamıştı” dersem, emin olun abartmıyorum. Tizler mi? Evet başlangıç için biraz ısırıyor ama piştiğinde ortaya nefis bir sos çıkacağından eminim. Müziğin içindeki aletlerin yerini teker teker tespit ediyorsanız, yine bir CDP 2A dinlediğiniz içindir. Denge mi? Tizleri bir parça önde, vokalleri bir parça geride çalmakla meşhur olan sevgili Fransız hoparlörümün hiç bu kadar dengeli çalmadığını söyleyebilirim. Bütün bunları kafanızı şişirmeden ve sizi yormadan yapması ise ayrı bir mucize. “Kendi amfisiyle birlikte çalsa kim bilir daha neler yapar” diye düşünmeden edemiyor, insan.

Yine de size bu satırlar abartılı gelebilir. Öyle düşünüyorsanız, onu bir kere dinleyin, söylediğim pek çok şeyin abartılı olmadığını göreceksiniz. ‘Pek çok şeyin’ diyorum çünkü benden daha iyi bir sese aşina olabilirsiniz. Fakat High End giriş seviyesinde sisteme sahip biri olarak Hegel CDP 2A MKII’nin yaptıkları hiç de azımsanacak cinsten değil. Bunca yıllık tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki bu fiyat kategorisinde böylesine daha önceden hiç rastlamamışınızdır. Tekrar teşekkürler Bent Holter ve Adnan bey. Bana bu keyifli saatleri yaşattığınız ve yaşatacağınız için.

10/09/2011


Hegel @ Timpani


Ana Sayfa